Bu proje, Türkiye kıyıları ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliğine yönelik olarak geliştirilecek araştırma modelini bilimsel, kültürel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan 30 ay süreli bir araştırma programıdır. Proje süresince Türkiye’nin farklı kıyı-deniz havzalarını temsil eden örneklem alanlarında gerçekleştirilecek saha çalışmaları aracılığıyla, kıyı topluluklarının ve deniz yararlanıcılarının sahip oldukları Geleneksel Ekolojik Bilgi (GEB) birikimi kayıt altına alınacak; bu bilgi birikiminin çağdaş çevre koruma ve sürdürülebilirlik politikalarına nasıl katkı sağlayabileceği araştırılacaktır.
Günümüzde çevre koruma ve sürdürülebilirlik politikaları çoğu zaman merkezi yönetimlerin, uzman kurumların ve bilimsel verilerin yönlendirdiği süreçler olarak tasarlanmaktadır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, yerel toplulukların bilgi birikimlerinin, deneyimlerinin ve kültürel pratiklerinin dikkate alınmadığı koruma modellerinin uzun vadede beklenen başarıyı sağlayamadığını göstermektedir. Bu proje, Türkiye kıyıları ve deniz ekosistemlerinin korunması konusunda tam da bu noktadan hareket ederek, çevre koruma süreçlerine topluluk merkezli bir yaklaşım geliştirmeyi hedeflemektedir.
Projenin temel varsayımı, kıyı ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliğinin yalnızca biyolojik veya teknik önlemlerle sağlanamayacağıdır. Ekosistemlerle günlük yaşamları aracılığıyla sürekli etkileşim içinde olan kıyı sakinleri, balıkçılar ve diğer deniz yararlanıcıları, çevresel değişimleri gözlemleme ve yorumlama konusunda benzersiz bir bilgi ve deneyim birikimine sahiptir. Bu nedenle sürdürülebilir kaynak yönetiminin başarısı, yerel toplulukların sahip oldukları Geleneksel Ekolojik Bilgi’nin karar alma süreçlerine dâhil edilmesiyle doğrudan ilişkilidir.
Proje kapsamında geliştirilecek araştırma modeli, çevre koruma politikalarını yalnızca ekolojik göstergeler üzerinden değerlendirmemekte; aynı zamanda yerel sosyo-kültürel ve ekonomik dinamikleri de sürecin ayrılmaz bir parçası olarak ele almaktadır. Çünkü bir kıyı ekosisteminin korunması, o bölgede yaşayan insanların geçim kaynakları, kültürel değerleri, toplumsal ilişkileri ve çevreye yönelik geleneksel tutumlarından bağımsız düşünülemez. Özellikle nesiller boyunca balıkçılıkla geçinen toplulukların geliştirdiği bilgi sistemleri, çevreyle uyumlu yaşam pratikleri ve mesleki etik anlayışları sürdürülebilirliğin önemli bileşenleri arasında yer almaktadır.
Araştırma, kıyı topluluklarının ekolojik değişimleri nasıl algıladıklarını, bu değişimlere nasıl uyum sağladıklarını ve doğal kaynakların korunmasına yönelik hangi geleneksel uygulamaları sürdürdüklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bunun yanında mevcut çevre politikaları ve yasal düzenlemelerin yerel topluluklar tarafından nasıl değerlendirildiği, hangi alanlarda uyum sorunları yaşandığı ve katılımcı yönetim süreçlerinin nasıl geliştirilebileceği de araştırılacaktır. Böylece yalnızca sorunları tespit eden değil, aynı zamanda çözüm üreten ve yerel katılımı esas alan bir yönetim yaklaşımının temelleri oluşturulacaktır.
Projenin önerdiği modelde sürdürülebilirlik, yalnızca doğal kaynakların korunması anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda yerel kültürlerin, geleneksel bilgi sistemlerinin ve toplumsal dayanışma ağlarının korunması da sürdürülebilirliğin önemli bir boyutu olarak değerlendirilmektedir. Çünkü çevresel krizlere karşı direnç geliştirebilen topluluklar, çoğu zaman güçlü kültürel hafızaya, ortak sorumluluk duygusuna ve kuşaklar arasında aktarılan bilgi ağlarına sahip topluluklardır. Bu nedenle proje, çevresel sürdürülebilirliği kültürel sürdürülebilirlikten ayrı düşünmeyen bütüncül bir yaklaşım benimsemektedir.
Araştırma sonucunda ortaya konulacak model; uyarlanabilir, katılımcı ve paydaşlar arasında uzlaşmayı önceleyen bir doğal kaynak yönetim anlayışını desteklemeyi amaçlamaktadır. Böyle bir yaklaşımın, ekolojik krizlerin etkilerini azaltmada, yerel toplulukların koruma politikalarına katılımını artırmada ve çevre yönetimi süreçlerinde sosyal kabulü güçlendirmede önemli katkılar sağlayacağı öngörülmektedir. Aynı zamanda bu modelin, Türkiye kıyıları ve deniz ekosistemleri için geliştirilecek gelecekteki sürdürülebilirlik politikalarına bilimsel ve toplumsal açıdan güçlü bir referans oluşturması hedeflenmektedir.
Araştırma Yöntemi: Geleneksel Bilgi ile Bilimsel Verinin Buluşması
Projenin temel yaklaşımı, doğa ve kültür bilimlerini aynı araştırma zemini üzerinde buluşturan disiplinlerarası bir yöntem anlayışına dayanmaktadır. Araştırma sürecinde hem nitel hem de nicel araştırma teknikleri birlikte kullanılacaktır.
Saha çalışmalarında öncelikle kıyı sakinleri, balıkçılar, balık yetiştiricileri, kooperatif temsilcileri, çevre odaklı sivil toplum kuruluşları, yerel yöneticiler ve diğer deniz yararlanıcılarıyla derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilecektir. Bu görüşmeler sayesinde kıyı ve deniz ekosistemlerine ilişkin yerel gözlemler, geleneksel uygulamalar, çevresel değişim algıları ve sürdürülebilirliğe yönelik öneriler kayıt altına alınacaktır. Bunun yanında odak grup görüşmeleri ve etnografik gözlem yöntemlerinden yararlanılarak geleneksel bilgi sistemlerinin toplumsal işleyişi ve kültürel bağlamı daha ayrıntılı biçimde analiz edilecektir.
Araştırmada nicel yöntemler de önemli bir yer tutmaktadır. Farklı örneklem alanlarında uygulanacak anketler aracılığıyla katılımcıların geleneksel bilgi düzeyleri, çevresel risk algıları, sürdürülebilirlik uygulamaları ve mevcut çevre politikalarına ilişkin değerlendirmeleri ölçülecektir. Bunun yanı sıra uydu görüntüleri kullanılarak kıyı alanlarında meydana gelen fiziksel değişimler incelenecek; sediment ve su örneklerinden elde edilen laboratuvar verileriyle yerel gözlemler karşılaştırılacaktır. Böylece geleneksel bilgi ile bilimsel veriler arasında karşılaştırmalı ve bütüncül bir değerlendirme yapılması mümkün olacaktır.
Proje kapsamında ayrıca etno-haritalama çalışmaları yürütülecektir. Yerel topluluklarla birlikte hazırlanacak bu haritalar sayesinde balıkçılık alanları, habitatlar, yerel toponimler, kültürel mekânlar, denizcilik faaliyetleri ve topluluk hafızasında önemli yer tutan kıyı unsurları kayıt altına alınacaktır. Böylece yalnızca doğal çevre değil, aynı zamanda bu çevreyle ilişkili kültürel peyzaj da belgelenmiş olacaktır.
Neden Disiplinlerarası Bir Araştırma Ekibi?
Kıyı ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliği yalnızca biyolojik veya çevresel bir mesele değildir. İnsanların doğayla kurdukları ilişki; kültürel değerler, ekonomik faaliyetler, sosyal yapılar, yerel bilgi sistemleri ve çevresel koşulların birlikte şekillendirdiği karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle projenin hedeflerine ulaşabilmesi için farklı bilim alanlarından uzmanların bir araya geldiği disiplinlerarası bir araştırma ekibi oluşturulmuştur.
Proje ekibinde halkbilimi, antropoloji, coğrafya, deniz biyolojisi, çevre koruma ve deniz bilimleri alanlarında çalışan araştırmacılar yer almaktadır. Halkbilimi ve antropoloji uzmanları yerel bilgi sistemlerini, gelenekleri, inanışları ve kültürel uygulamaları analiz ederken; biyologlar ve deniz bilimciler ekosistemlerin yapısını, tür çeşitliliğini ve çevresel değişimleri inceleyecektir. Coğrafyacılar ise mekânsal değişimleri, kıyı topografyasını ve etno-haritalama süreçlerini değerlendirecektir. Bu iş birliği sayesinde hem insan hem de doğa odaklı veriler aynı araştırma modeli içinde bütünleştirilebilecektir.
Çalıştay: Bilgi Paylaşımı ve Ortak Akıl Platformu
Projenin önemli faaliyetlerinden biri de araştırma süreci içerisinde gerçekleştirilecek bilimsel çalıştaydır. Bu etkinlikte kıyı ve deniz ekosistemleri, sürdürülebilir kaynak yönetimi, geleneksel ekolojik bilgi ve çevre politikaları alanlarında çalışan farklı disiplinlerden bilim insanları bir araya gelecektir. Çalıştayda proje kapsamında elde edilen ön bulgular paylaşılacak, ulusal ve uluslararası deneyimler tartışılacak ve sürdürülebilirlik odaklı yeni araştırma ve uygulama modelleri üzerine ortak değerlendirmeler yapılacaktır.
Çalıştay yalnızca akademik bir toplantı niteliği taşımayacak; aynı zamanda proje süresince gerçekleştirilen saha araştırmalarını görünür kılacak bir fotoğraf sergisine de ev sahipliği yapacaktır. Böylece bilimsel bilgi ile kamuoyu arasında etkili bir iletişim zemini oluşturulması hedeflenmektedir. Çalıştay sonunda hazırlanacak değerlendirme raporları ve bildiriler editörlü bir bilimsel kitap halinde yayımlanarak araştırmacıların ve ilgili kurumların kullanımına sunulacaktır.
Yaygın Etki ve Toplumsal Katkı
Projenin en önemli hedeflerinden biri, kıyı ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliği konusunda yalnızca akademik bilgi üretmek değil, aynı zamanda karar vericiler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve kıyı toplulukları için uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmektir. Bu kapsamda proje, çevresel krizlerin yönetimi, biyoçeşitliliğin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı konusunda politika yapıcılara bilimsel ve kültürel temelli referanslar sunmayı amaçlamaktadır.
Araştırma sonucunda oluşturulacak veri tabanları, etno-haritalar, geleneksel bilgi envanterleri ve sürdürülebilirlik modeli; Türkiye’de gelecekte gerçekleştirilecek çevre, kültür ve kalkınma odaklı disiplinlerarası çalışmalara kaynaklık edecektir. Aynı zamanda kıyı topluluklarının sahip oldukları kültürel ve ekolojik mirasın görünürlüğünü artırarak yerel kimliklerin korunmasına ve kuşaklar arası bilgi aktarımının güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
Çıktıların Bilim Dünyası ve Kamuoyuyla Paylaşılması
Proje süresince elde edilen tüm bulguların yalnızca araştırma raporlarında kalmaması, bilimsel ve toplumsal dolaşıma kazandırılması hedeflenmektedir. Bu doğrultuda proje sonuçları ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulacak, hakemli dergilerde yayımlanacak makalelerle akademik kamuoyuna aktarılacak ve proje kapsamında hazırlanacak editörlü kitap aracılığıyla daha geniş araştırmacı çevrelerinin erişimine açılacaktır.
Bunun yanında proje için oluşturulan dijital platform ve iletişim ağları aracılığıyla saha çalışmaları, araştırma sonuçları, görsel materyaller ve kamuoyu bilgilendirme içerikleri düzenli olarak paylaşılacaktır. Böylece proje, yalnızca bilimsel çıktı üreten bir araştırma olmaktan öteye geçerek; araştırmacıları, kıyı topluluklarını, sivil toplum kuruluşlarını ve karar vericileri ortak bir bilgi ve iş birliği ağı etrafında buluşturan sürdürülebilir bir platform oluşturmayı hedeflemektedir.