Projenin saha araştırmaları, Türkiye’nin farklı deniz havzalarını ve kıyı kültürlerini temsil edecek şekilde belirlenen yedi örneklem alanında yürütülmektedir. Bu kapsamda Karadeniz’den Trabzon (Çarşıbaşı ve Ortahisar/Yalı Mahallesi) ile Samsun (Terme ve 19 Mayıs/Dereköy Mahallesi), Marmara’dan İstanbul (Sarıyer ve Şile), Marmara ve Ege kesişiminden Çanakkale (Bozcaada, Eceabat ve Seddülbahir) ile İzmir (Foça ve Güzelbahçe), Akdeniz’den ise Muğla (Akyaka ve Güllük) ve Mersin (Erdemli ve Akdeniz/Karaduvar Mahallesi) araştırma alanları olarak seçilmiştir. Bu dağılım sayesinde Türkiye’yi çevreleyen tüm denizlerin ekolojik, kültürel ve sosyoekonomik çeşitliliğinin araştırmaya yansıtılması hedeflenmiştir.
Örneklem alanlarının belirlenmesinde temel ölçütlerden biri, denizcilik ve balıkçılık faaliyetlerinin bu bölgelerde tarihsel olarak önemli bir geçim kaynağı olmasıdır. Söz konusu yerleşimlerde yaşayan topluluklar, nesiller boyunca denizle kurdukları ilişki sayesinde zengin bir Geleneksel Ekolojik Bilgi (GEB) birikimi oluşturmuşlardır. Deniz canlılarının davranışlarından hava olaylarının yorumlanmasına, avlanma tekniklerinden kıyı topografyasının kullanımına kadar uzanan bu bilgi ve deneyim mirası, projenin temel araştırma kaynaklarından birini oluşturmaktadır.
Bu bölgelerin tercih edilmesinin bir diğer nedeni ise son yıllarda hızlı sosyal, ekonomik ve çevresel dönüşümlere sahne olmalarıdır. Kıyı yerleşimlerinin büyümesi, turizm faaliyetlerinin artması, liman ve ulaşım yatırımları, iklim değişikliğinin etkileri, endüstriyel balıkçılığın yaygınlaşması ve çevresel baskılar, geleneksel yaşam biçimleri ile deniz ekosistemleri üzerinde önemli değişimlere yol açmaktadır. Araştırma, bu dönüşümlerin yerel topluluklar tarafından nasıl algılandığını ve geleneksel bilgi sistemlerini nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Seçilen alanlar aynı zamanda Türkiye’deki farklı balıkçılık biçimlerini ve kıyı kullanım pratiklerini temsil etmektedir. Küçük ölçekli kıyı balıkçılığından endüstriyel avcılığa, balık yetiştiriciliğinden deniz ve kıyı toplayıcılığına kadar uzanan geniş bir faaliyet yelpazesi bu bölgelerde gözlemlenebilmektedir. Böylece araştırma, yalnızca belirli bir meslek grubunun değil, denizden yararlanan farklı toplumsal kesimlerin bilgi, deneyim ve uygulamalarını karşılaştırmalı olarak inceleme imkânı bulmaktadır.
Projenin bir diğer önemli amacı da Türkiye kıyılarında yaşayan toplulukların kültürel ve ekolojik hafızasını belgelemektir. Bu nedenle örneklem alanları, geleneksel balıkçılık teknikleri, denizcilik kültürü, yerel inanışlar, ritüeller, halk meteorolojisi, kıyı yer adları ve denizle ilişkili sözlü kültür unsurlarının hâlen izlenebildiği yerleşimler arasından seçilmiştir. Böylece kıyı ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliği ile kültürel mirasın korunması arasındaki ilişkinin daha kapsamlı biçimde anlaşılması hedeflenmektedir.
Araştırma ekibi, bu örneklem alanlarının yalnızca yerel düzeyde değil, ulusal ölçekte de temsil gücüne sahip olduğunu değerlendirmektedir. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında elde edilecek veriler; farklı çevresel koşullar, kültürel gelenekler ve ekonomik yapılar arasında karşılaştırma yapılmasına olanak sağlayacak, böylece Türkiye kıyıları ve deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliği için geliştirilecek araştırma modelinin ülke genelinde uygulanabilir bir çerçeveye kavuşmasına katkıda bulunacaktır.